Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
under Dinle! {'ʌndər}
  • [A] alt, az, normalin altında
  • [ADV] altına, altında, dibe, altta, aşağıda
  • [PREP] altında, altı, altından, aşağısına, döneminde, emrinde, bağlı, etkisi altında, halinde
under edat
1. altına; altında; altından: They hid under the table. Masanın altına saklandılar. They were sitting under the umbrella. Şemsiyenin altında oturuyorlardı. under an oppressive regime zorba bir yönetim altında. Go around the ladder, not under it. Merdivenin etrafından dolan, altından geçme.
2. -den aşağı, -den eksik, -den az, -den küçük: He can run that distance in under twenty seconds. O mesafeyi yirmi saniyeden az bir zamanda koşabilir. All of the children are under twelve years of age. Çocukların hepsi on iki yaşından küçük.
3. yönetimi altında, yönetiminde, idaresinde: Iraq prospered under Ottoman rule. Irak Osmanlıların yönetimi altında bayındırlaştı.

z.
1. daha aşağı: Every book on this table sells for two million liras and under. Bu masadaki her kitap iki milyon liraya veya daha aşağıya satılıyor.
2. daha küçük, altında: This school is for children who are five years old and under. Bu okul beş yaş ve altındaki çocuklar için.

s. alt, aşağıdaki: the under layers alt tabakalar.
under {edat},

z.

s. altına, altında; -dan aşağı, -dan eksik; aşağısına, aşağısında; himayesinde; hükmünde, emrinde, kumandası altında; yetkisinde;

z. arasına, altına; aşağıda, aşağı mevki veya halde; daha az;

s. alt; az; bastırılmış. under canvas yelkenleri açık. under cultivation işlenmiş {toprak}. under oath yeminli. under ones hat gizli. under penalty of the law cezaya çarptırılabilir. under sail yelkenle çalışan; harekete geçmiş {gemi}. under the circumstances öyle ise, o halde, bu şartlar altında. two acres under corn mısır ekilmiş sekiz dönümlük arazi.
under un.der ^n'dır partical * altına; altında; altından: They hid under the table. Masanın altına saklandılar. They were sitting under the umbrella. Şemsiyenin altında oturuyorlardı. under an oppressive regime zorba bir yönetim altında. Go around the ladder, not under it. Merdivenin etrafından dolan, altından geçme. * -den aşağı, -den eksik, -den az, -den küçük: He can run that distance in under ten seconds. O mesafeyi on saniyeden az bir zamanda koşabilir. All of the children are under twelve years of age. Çocukların hepsi on iki yaşından küçük. * yönetimi altında, yönetiminde, idaresinde: Iraq prospered under Ottoman rule. Irak Osmanlıların yönetimi altında bayındırlaştı. Zarf * daha aşağı: Every book on this table sells for fifty thousand liras and under. Bu masadaki her kitap elli bin liraya veya daha aşağıya satılıyor. * daha küçük, altında: This school is for children who are five years old and under. Bu okul beş yaş ve altındaki çocuklar için. Sıfat * alt, aşağıdaki: the under layers alt tabakalar.
under {edat}, altına, altında; -dan aşağı, -dan eksik;