Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
unprecedented Dinle! {ʌn'presı,dentıd}
  • [A] eşi görülmemiş, eşi benzeri görülmemiş, örneğine rastlanmamış, benzeri yaşanmamış
unprecedented s. öncelsiz; benzeri görülmemiş, yeni.
unprecedented s. {daha önce} görülmemiş, o zamana kadar karşılaşılmamış, benzeri görülmemiş.
unprecedented un.prec.e.dent.ed ^npres'ıdentîd Sıfat * görülmemiş, emsalsiz.
unprecedented öncelsiz; benzeri görülmemiş, yeni.