Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
vent Dinle! {vent}
  • [N] kıç {balık, kuş}, delik, ağız, hava deliği, burun deliği {su samuru}, yanardağ ağzı, yarık, yırtmaç, kaçacak delik
  • [V] açığa vurmak, belli etmek, delik açmak, çıkarmak, havalandırmak, hava almaya çıkmak
vent i.

f. delik; menfez, ağız, açma; nefeslik; zool. hayvan kıçı; ask. top falyası; mahreç, çıkak, çıkıt; yarık;

f. dışarı salıvermek; ifade etmek, göstermek, belirtmek. give vent to açığa vurmak. He vented his fury on the dog öfkesini köpekten çıkardı.