Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
Grub-street {'grʌb,stri:t}
  • [A] edebi değeri olmayan, piyasa yazarlarına ait
  • [N] piyasa yazarları

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
It's right across the street.
  • [PHR] karşısında: Sokağın karşısında.
across the street
  • [ADV] karşıdan karşıya, yolun karşısında, karşıya
back street {'bækstrıt}
  • [N] arka sokak
be in Carey Street
  • [ID] batmak, iflas etmek
in Carey Street
  • [ID] batak, iflas
Civvy Street
  • [N] sivil yaşam
dead-end street
  • [N] çıkmaz sokak
Downing Street
  • [NPR] İngiliz hükümeti, Londra: Londra'da hükümet binalarının olduğu sokak
the other end of the street
  • [N] yolun öbür tarafı
Fleet Street
  • [N] basın, gazetecilik, medyanın etkisi
  • [NPR] basın: Londra'da basın sokağı
grub Dinle! {grʌb}
  • [N] kurtçuk, tırtıl, çalışıp duran kimse, arı gibi çalışan kimse, yiyecek, yemek
  • [V] eşelemek, didiklemek, kazmak, toprağı eşelemek, çapalamak, ot ve kökleri temizlemek, didinmek, ağır iş yapmak, yemek yemek
grub up
  • [V] didiklemek, eşelemek, çapalamak, ayıklamak
man-in-the-street
  • [N] sokaktaki adam, vatandaş
This is a one-way street.
  • [PHR] tek: Burası tek yön.
over the street
  • [ADV] karşıdan karşıya
This is a pedestrian street only.
  • [PHR] yaya: Burası sadece yayalara açık.
be in queer street
  • [V] parasız kalmak, borcu olmak, zor durumda olmak, başı dertte olmak
side street {'saıdstri:t}
  • [N] yan sokak
street Dinle! {stri:t}
  • [N] sokak, cadde
high street
  • [N] anacadde

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
Wall Street
  • [NPR] Wall Street
one-way street
1. a street on which vehicular traffic is allowed to move in only one direction unilateral interaction; "cooperation cannot be a one-way street".