Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
flood-tide {'flʌdtaıd}
  • [N] met

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
ebb tide {,eb'taıd}
  • [N] cezir hali, denizin çekilmesi, düşüş, kötüye gitme
flash flood
  • [N] su baskını, ani su taşması
flood Dinle! {flʌd}
  • [N] sel, su baskını, taşkın, tufan, bolluk, sel gibi şey
  • [V] basmak, akın etmek, istila etmek, yağdırmak, sel basmak, su basmak
a flood of tears
  • [N] sel gibi akan gözyaşı
the Flood
  • [NPR] tufan: Büyük Tufan, tufan: Nuh Tufanı
flood disaster
  • [V] sel felâketi
neap tide
  • [N] gelgit: onbeş günde bir olan hafif gelgit
tide Dinle! {taıd}
  • [N] gelgit, met cezir, cereyan, akış, eğilim, meyil, mevsim, met
  • [V] akıntı ile yüzmek
high tide
  • [N] suların yükselmesi, zirve, doruk, en yüksek nokta, denizin en yüksek olduğu durum, met
low tide {,ləʋ'taıd}
  • [A] deniz alçalması
  • [N] cezir, suların çekilmesi, alçalmış deniz
the incoming tide
  • [N] denizin yükselmesi, met
tide gage
  • [N] gelgit ölçeği
tide gauge {'taıdgeıdʒ}
  • [N] gelgit ölçeği
tide over
  • [V] atlatmak, üstesinden gelmek, çıkarmak {kışı}
annual flood yıllık taşkın
ebb tide cezir, inik deniz.
flash flood aniden gelen sel.
flood i. sel; su baskını, taşkın.

f.
1. sel basmak; su basmak.
2. sel gibi akmak.
3. oto. {motoru} ambale etmek.
flood i.

f. sel, taşkın tufan, seylap: met, kabarma; su, deniz, derya, nehir: bolluk:

f. üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak; {tıb}. {rahim} fazla kanamak. flood control su baskınını önleme. floodgate

i. set kapak. floodlight

i. projektör. floodlighting

i. projektörle aydınlatma. flood of light bol ışık, bol ziya. flood plain {coğr}. taşkın ovası. flood of tears sel gibi akan göz yaşı. flood tide met, kabarma. the Flood Nuh tufanı. flooded with letters mektup yağmuruna tutulmuş.
flood plain coğr. taşkın yatağı.