İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| black soul |
|
|
| not a bloody soul |
- [PHR] hiç kimsecikler, kul: Allah'ın tek kulu
|
|
| destroying |
- [A] tahrip edici
- [N] tahrip, tahribat, tahrip etme
|
|
| with heart and soul |
|
|
| heart and soul |
- [ADV] tamamen, canı gönülden, seve seve
|
|
| possess one's soul in peace |
- [V] kafasını dinlemek, başını dinlemek
|
|
| god rest his soul |
- [PHR] huzur içinde yatsın, Allah rahmet eylesin
|
|
| soul |
{səʋl}
- [N] ruh, can, gönül, kişi, kimse, öz, timsal
|
|
| not a soul |
- [N] kimsecikler, hiç kimse
|
|
| soul brother |
|
|
| soul music |
|
|
| soul sister |
|
|
| work with heart and soul |
|
|
| soul |
i. 1. ruh. 2. gerçek duygu, içtenlik. 3. kimse, biri: He´s a good old soul. İyi kalpli bir ihtiyardır o. 4. {bir şeyin} ta kendisi: He´s the soul of generosity. Cömertliğin ta kendisidir. 5. Amerikalı zencilerin yarattığı bir müzik türü. |
|
| soul |
i. ruh, can; zenci müziğinin uyandırdığı heyecan veya his; fels. tin; hissiyat, maneviyat; öz, nüve; kök, temel; canlılık; şahıs, kişi, kimse. soul brother A.B.D. zenci soydaş. soul food A.B.D. Güneyli zencilere özgü yemek. |
|
| soul mate |
1. ruh. can. gönül. kişi. kimse. öz. timsal. |
|
| soul music |
Amerikalı zencilerin yarattığı bir müzik türü. |
|
| soul-searching |
i. iç değerlendirme, kendini motive eden şeyleri gözden geçirme. |
|
| soul-searching |
i. kendi kendini inceleme, kendine eğilme. |
|
| transmigration of the soul |
ruh göçü, ölümden sonra ruhun bir bedenden başka bir bedene göç etmesi/geçmesi. |
|
|
Türkçe » | |