Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
space-saving
  • [A] az yer kaplayan
Space-Saving Yerden Kazandıran

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
breathing-space
  • [N] dinlenme, mola, ara
be cramped for space
  • [V] yeri dar olmak, sıkışmak
daylight saving time
  • [N] yaz saati
empty space
  • [N] boş yer
energy-saving
  • [N] enerji tasarrufu
face-saving Dinle! {'feıs,seıvıŋ}
  • [A] durumu kurtaran, yüzü örten
face-saving excuse
  • [N] vaziyeti kurtaran bahane
floor space
  • [N] yüzölçümü
interlinear space
  • [N] satır aralığı
living space {'lıvıŋ,speıs}
  • [N] yaşam yeri, hayat sahası
open space
  • [N] meydan
outer space
  • [N] uzay boşluğu
parking space
  • [N] park yeri
saving {'seıvıŋ}
  • [CONJ] başka, dışında, haricinde, başka: -den başka
  • [A] kurtaran, kurtarıcı, kazandırıcı, tutumlu, durumu kurtaran, durumu idare eden, kısıtlayıcı
  • [N] kurtarma, kazandırma, birikim, tasarruf
  • [PREP] başka, dışında, haricinde, başka: -den başka
saving humor
  • [N] durumu kurtaran espri
saving your presence
  • [PHR] sözüm meclisten dışarı
saving your reverence
  • [PHR] sözüm meclisten dışarı
space Dinle! {speıs}
  • [N] uzay, feza, mekân, aralık, mesafe, yer, alan, boşluk, açıklık, uzaklık, ara, süre, espas, reklâm süresi (tv)
  • [V] ara vermek, boşluk bırakmak, aralık bırakmak, espas koymak, aralıklı dizmek