İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| breathing-space |
|
|
| be cramped for space |
- [V] yeri dar olmak, sıkışmak
|
|
| daylight saving time |
|
|
| empty space |
|
|
| energy-saving |
|
|
| face-saving |
{'feıs,seıvıŋ}
- [A] durumu kurtaran, yüzü örten
|
|
| face-saving excuse |
- [N] vaziyeti kurtaran bahane
|
|
| floor space |
|
|
| interlinear space |
|
|
| living space |
{'lıvıŋ,speıs}
- [N] yaşam yeri, hayat sahası
|
|
| open space |
|
|
| outer space |
|
|
| parking space |
|
|
| saving |
{'seıvıŋ}
- [CONJ] başka, dışında, haricinde, başka: -den başka
- [A] kurtaran, kurtarıcı, kazandırıcı, tutumlu, durumu kurtaran, durumu idare eden, kısıtlayıcı
- [N] kurtarma, kazandırma, birikim, tasarruf
- [PREP] başka, dışında, haricinde, başka: -den başka
|
|
| saving humor |
- [N] durumu kurtaran espri
|
|
| saving your presence |
- [PHR] sözüm meclisten dışarı
|
|
| saving your reverence |
- [PHR] sözüm meclisten dışarı
|
|
| space |
{speıs}
- [N] uzay, feza, mekân, aralık, mesafe, yer, alan, boşluk, açıklık, uzaklık, ara, süre, espas, reklâm süresi (tv)
- [V] ara vermek, boşluk bırakmak, aralık bırakmak, espas koymak, aralıklı dizmek
|
|
| |